Yazı Detayı
22 Mart 2015 - Pazar 19:09 Bu yazı 12382 kez okundu
 
BEKLENEN
Bekir ÜNAL
bekirunal@yandex.com
 
 

    

     Sıfırdan başlarsın hayata. Doğduğun gün temelini atarsın aslında geleceğin.. Yükselir gider bu yapı, yükseldikçe duvarlar sarar etrafını. Duvarların içine hapsoldukça anlarsın geçen günlerin kıymetini. Özlersin elinden kayıp giden dünleri.. Öyle oldu işte. Ben hep özledim, hep bir özlem vardı bende. Benim içimde, benden içerde… Nasıl mı? İşte böyle…

 

      Doğarsın, emeklersin, yürümeyi öğrenir, çıkarsın sokağa. Derken koşmaya başlarsın. Koşarsın, koşarsın… Sonra aniden ayağın takılır taşa, düşüverirsin. Az önce koşarken bir anda yerde bulursun kendini. Hayat sana ilk dersini verir. “Eğer bu yolda ilerleyeceksen, düşmeyi de öğreneceksin.” Dizin kanar, ilk acın o olur senin. İzi kalır hem dizinde, hem aklında. Konuşmayı öğrenir, başlarsın konuşmaya. Mutlusundur. Acıktım dersin, susadım, uykum geldi. Derken konuşmak sıradan hale gelir. Okumayı öğrenirsin, yazmayı da biliyorsundur artık. Hafızan da kayıt yapmaya başlamıştır çoktan.  Koşarken düştüğünü de hatırlıyorsundur, dizinin acısını da. Zaman da ilerler tabi bu arada. Kıştasındır, bahar gelir, havalar ısınır. Koşabiliyorsun ya, hemen sokağa atarsın kendini. Hem eskisi kadar da düşmüyorsundur artık. İçinden geçirirsin, “bu bahar denilen mevsim başka”. Etrafın yemyeşil, güneş sıcak. Üşümüyorsun hiç. Zaman da hala ilerliyor tabi.

       Sonra aile fertlerinin dışında başkalarıyla tanışırsın. Hepsi senin gibidir aynı. Koşup oynarsın onlarla. Konuşursun. Onlarla daha da zevkli hale gelir bütün bunlar. Arkadaşlığı öğrenirsin, dostluğun kıymetini anlarsın. Ne güzel dersin “düşüyorum, elimden tutup hemen kaldırıyorlar. Dizim hiç acımıyor”.

     Zaman yine ilerliyor, sen farkına varmıyorsun. Yaz, sonbahar, kış, ilkbahar. “oh” diyorsun, en sevdiğim mevsim geldi yine.  Ama zaman inatçı, döngü hiç durmuyor, üstelik gelen baharlar eskilerine hiç benzemiyor.

    Derken yeni birisi daha çıkıyor karşına, şaşırmıyorsun. Nasılsa öğrendim diyorsun yeni insanlarla tanışmayı. Fakat değişik, daha önce hiç hissetmediğin bir şey hissediyorsun ona. Ne olduğunu da bilemiyorsun bir türlü. Acı değil bu diyorsun kendi kendine. Düştüğümde öğrenmiştim acının ne olduğunu. Kalbin hızlı hızlı çarpıyor fakat sebebini bilemiyorsun. Çok koştuğum zaman böyle çarpardı kalbim diyorsun ve ekliyorsun “ama şimdi koşmadım ki”.

   Böyle midene sancı girer gibi oluyorsun, sanki midemi bir şeyler sıkıştırıyor gibi diyorsun.. Düşünüyorsun, aç değilsin. Suyu az önce içtin. “Eeee o zaman neden oluyor bunlar”. Anlam veremiyorsun bir türlü.

    Okula gidiyorsun, bir anda karşına çıkıyor yeni tanıdığın “o” kişi. Daha önce kafa yorup, anlam veremediğin ne varsa hepsini tekrar hissediyorsun. Kalbin, miden, aklın hepsi baş kaldırıyor sana.. Yanına oturmanı söylüyor içinden bir ses. Varıp oturuyorsun, bu sefer de konuşamıyorsun tam olarak. Dilin de dinlemiyor artık senin sözünü. Kendi kendine diyorsun tekrar “Ben konuşmayı öğreneli çok olmuştu, bu ne şimdi.”  Sen aklından bunları geçirirken o dönüyor sana, nasılsın diyor. Nasılsın? Kötü olmak mümkün mü sen karşımdayken demek geçiyor içinden. İyiyim diyorsun, peki ya sen. Bir anda bahar gelmiş hissine kapılıyorsun. Bir oh daha çekiyorsun içinden. Şimdi zil çalar diyorsun, çıkarım dışarı. Güneş, kuşlar, ağaçlar. Koşarız, oynarız. Kurtulurum bu anlam veremediğim hislerden.

    Zil çalıyor, koşarak atıyorsun kendini dışarı. Fakat her yer bembeyaz kar. O zaman diyorsun, o zaman ben neden baharı yaşıyorum. Düşünmeye başlıyorsun yine ama bu defa daha fazla kafa yorman gerekiyor. Galiba bütün bunların “onunla” bir ilgisi var diyorsun. “Yeni bir şey daha öğreniyorum galiba.” Bir isim arıyorsun. Etrafından duyduğun kadarıyla “aşk” bu galiba diyorsun. Herkese anlatıyorsun onu. Gülüyorlar sadece. Çocuk değil mi diyorlar “gelir, geçer”.

    Oysa geçen şey zamandan başkası değil. Hayatın her geçen gün zorlaşmaya başlıyor artık. Herkes bir yol çiziyor kendine. Dostlarınla bile eskisi kadar görüşemiyorsun ki.  Yerlere kapaklanmıyorsun belki eskisi gibi ama düşüyorsun bazen. Kendini teselli ediyorsun ardından dostlarım olsa elimden tutarlardı diye. Sadece dostlarından ayrılmakla kalmıyorsun, sana baharı yaşatan “ondan” da uzaklaşıyorsun. Ne yapıyor, nerde, nasıl haberin bile olmuyor. Sen, onsuz zamanlarda gittikçe çevrelenen duvarların içinde başka mevsimleri yaşamaya devam ediyorsun. Arada güneş yüzünü gösterir gibi oluyor, seviniyorsun, bahar tekrar geliyor, mevsim değişiyor diyorsun. Acı oluyor, üstelik senin en başta öğrendiğin acıdan çok farklı bir acı ama yanıldığının farkına varıyorsun. Yıllar önce dedikleri şey geliyor aklına “gelir, geçer”.  Derin bir nefesin ardın “evet” diyorsun “evet,  geliyor ama geçmiyor”.

     Sonra hayatın temposu sarıyor seni, duvarlar artık boyundan yüksekte. Çalışmaya, para kazanmaya başlıyorsun. Kendi ayakların üzerinde duruyorsun artık. Her şey değişiyor, beklediğin bahar dışında.

     Bir gün aniden o çıkıyor karşına. Hiç yabancılık çekmiyorsun. Sanki senden bir parçaymışçasına, sanki yıllardır elin kolun olmuşçasına aşina oluyorsun ona. Kalbin ilk “ilkbahardaki” gibi çarpmaya başlıyor tekrar, midene ağrılar giriyor yeniden. Sokağa çıkıyorsun, her yer çiçek açmış adeta.

    Dört mevsimi de yaşadım ben diyorsun. Baharım onunla gelmişti benim. O gidince mevsimde değişti. Sonbahar oldu, kış oldu. Şimdi tekrar çıktı karşıma. Farkında değil belki ama bende çiçekler açtıran o bahar yine geldi. Hoş geldi, sefa geldi..

    Ellerini açıp dualar ediyorsun Allah’a. Ol emrini bekliyorsun avuç içlerin semada. Şiirimsi bir şeyler dökülüyor dilinden;

Onunla gitmişti bahar,

         Sanmıştım bir daha gelmez.

              Yine bir gülüşüyle geldi bahar.

      İnşallah bir daha gitmez…

 

 

Karaman/Mart-2015

İletişim: bekirunal@kisecikhaber.com

 
Etiketler:
Yorumlar
Ulusal Gazeteler
En Çok Okunanlar
Öne Çıkanlar
Alıntı Yazarlar
Karaman
Az Bulutlu
Güncelleme: 20.08.2018
Bugün
15° - 29°
Salı
17° - 32°
Çarşamba
17° - 32°
Karaman

Güncelleme: 19.08.2018
İmsak
04:30
Sabah
06:00
Öğle
12:58
İkindi
16:40
Akşam
19:44
Yatsı
21:06
Haber Yazılımı